Paris dünyanın en güzel, en heyecanlı ve en romantik kentlerinden biri olarak rakipsiz bir üne sahiptir. Çoğu kez Rüyalar Kenti olarak adlandırılan Paris, ilk kurulduğu dönemlerden beri hevesli sanatçıların, yazarların, düşünürlerin ve maceraperestlerin başkentiydi. Paris merkezinde nereye yürürseniz yürüyün; dar, dolambaçlı orta çağ sokaklarında ve kiliselerinde, bezemeli 17. yüzyıl Rönesans saraylarında; Napoleon ‘un klasik tarzdaki anıtlarında ve Baron Haussmann’ın 19. yüzyılda Paris’i yeniden yapılandırması sırasında açılan geniş, ağaçlarla süslü bulvarlarında geçmişi görürsünüz. Dünyanın en büyük müzelerinden bir kaçı, Fransa’nın en hoş binaları ve akla gelebilecek tüm diğer güzellikler, bu kentin merkezinde yer alır. Paris hala hareketli, canlı bir kenttir. Fransa’nın ekonomi ve kültür merkezidir. Günümüzün yaratıcılığı geçmişin hazineleriyle yan yana bulunan heyecan verici yeni binalar da, modern resim ve heykeller de açıkça görülür. Düzinelerce müze, galeri, muhteşem parklar, dünyaca ünlü moda ürünlerini sergileyen harika mağazalar, dayanılmaz cazibeleriyle café ve restaurantlarıyla ziyaretçiler bu kentte her anlarını dolu dolu geçirebilirler.
Ile de la Cité
Paris’in eneski ve ünlü bölgesi Seine Nehri üzerinde yer alan ve yaklaşık 1 km uzunluğunda bir ada olan Ile de la Cité’dir. Burada, nehrin üzerindeki geçiş noktasındaki kumsalda, Galyalı bir kavim olan Parisii’ler İÖ 3. Yy.’da kale-kent inşa ettiler.
Parislilerin yaşamında café’nin özel bir yeri vardır. Burada dostlarıyla buluşur, günün olaylarını tartışır ve dünyanın geçip gitmesini izlerler.